Çakralar (Chakralar)

CHAKRAL SİSTEM


İnsan bedeninde hızla dönen tekerleklere benzeyen enerji merkezleri vardır ve bunlar ŞAKRA olarak adlandırılmışlardır. Yaşamımızdaki her şey gibi şakralar da ses, ışık ve renklerle ilşkilidir. Şifa, şakraların uyum içinde çalışmasını ve dengeli bir hale gelmesini ve daha sonra da yaradılışı ve bu yaradılış içindeki  amacımızı anlamayı sağlar. Zamanın değişim ve mutasyon mekanizması içinde sürekli hareket halindedirler.

Şakra, insan bedeninde bir enerji  merkezi/düğüm noktasıdır. Yedi temel şakra omuriliğin alt ucundan başlayıp yukarıya doğru sıralanırlar. Her bir şakranın belirli bir rengi, özel fonksiyonları vardır, her biri şuurun bir yönünü yansıtırlar, klasik bir elementleri ve diğer  belirleyici özellikleri  vardır.

Şakralar Fizik bedene canlılık verirler ve insan tabiatının hem fiziksel ve hem de zihinsel yönlerinin birbirleri ile iletişiminde  odak noktasıdırlar. Şakraların, yaşam enerjisinin (doğu kültürlerinde bu enerjiye prana deniyor) merkezleri olduğu ve bu enerjininde nadi adı verilen kanallarda hareket ettiği söylenir.

Nadi yaşam enerjisinin içinde aktığı ve sonunda şakralara bağlandığı bir kanaldır.  En belli başlı kanallar Shushuman, Ida ve Pingala denilen kanallardır.

Nadi denilen bu kanallar “prana” yada ‘’chi’’ denilen yaşam enerjisini taşırlar. Buna ilaveten beşduyu ötesi algılama (altıncı his gibi) gibi fonksiyonları da  vardır.  Hem empatik (başkalarının duygu, düşünce ve davranışlarını anlamak) hem de içgüdüsel reaksiyonlarımızda rol oynarlar.

Ida ve Pingala kanalları  beynin iki yarısını temsil ederler.  Pingala dışa dönüktür, yani güneş kanalıdır  ve beynin sol tarafı ile ilgilidir. Ida ise içe dönüktür, ay kanalıdır  ve beynin sağ tarafı ile ilgilidir.

Her iki kanalda  nefes egzersizleri ile uyarılabilir. Sağ ve sol burun deliklerinden dönüşümlü olarak nefes alınarak beynin sağ ve sol bölgeleri uyarılır. Nadi kelimesi de sanskritçe den gelir ve kanal, akıntı veya akış demektir.

En önemli iki temel enerji, insan enerji sistemine KÖK ve TAC şakraları yoluyla ulaşır. Bu iki chakra omurga eksenindeki ana enerji kanalı ile birbirine bağlıdır, ana enerji merkezi de diğer chakra kökleri vasıtasıyla diğer chakralara bağlanır ve dağıtım yapar.

Ruhaniyetten gelen bir enerjinin yavaş yavaş yoğunlaşarak belirli şakra seviyelerini oluşturduğu ve nihayet Muladhara denilen en alttaki şakrada sonlandığı belirtilmiştir. Bu en alt kök şakra maddesel varoluşun metafizik tabanıdır. Bu şakra spiritüel enerjiyi çeker ve enerjinin  fiziksel bir şekilde varolduğunun varsayılmasına sebep olur.  Bu bir elektrik akımındaki  şeklin gelişmesi için gerekli potansiyeli sağlayan  negativ bir kutup gibidir.

Bu şakranın içinde harekete geçirilmeyi bekleyen büyük bir spiritüel potansiyel vardır. Bu potansiyel, kaynağa yükselmeyi beklemektedir.

Muladhara dan üç ana kanal çıkar.  Fiziksel işlemlerden üreme ve dışkılama ile ilgilidir, ayrıca çeşitli korku ve suçluluk kompleksleri de bununla ilintilidir.  Bir insanın potansiyel karması burada fiziksel olarak belirlenmiştir.

Bu şakranın rengi kırmızıdır ve elementi topraktır.

Tepe şakrası da başın en tepe noktasında yer alır.Çoğunlukla bin yapraklı lotus çiçeği olarak anılır.  Sistemdeki en latif şakradır ve saf şuurla ilgilidir. Ayrıca diğer bütün şakraların çıkışıda buradandır.

Şakralardan fizik ve sübtil bedenlere dönüştürülerek aktarılan titreşimler,duygu,düşünce ve hisler olarak algılanır. Kişinin kendi iç aleminde çalışması ve aldığı sonuç düzeyi,yaşamın çeşitli chakralarla temsil edilen alanlarında ulaşılan bilinç derecelerine ve bu chakraların çözümlenmemiş deneyimlerle tıkanıp tıkanmadığına bağlı olarak değişir. Kişi Evrensel bilince ne kadar açılmış ise,chakralarıda o kadar açık aktif ve açık olur.

Şakralardaki tıkanıklıkları açmaya başladığımızda, gelişen bilince giden Evrensel İlahi yolu izlediğimizde, kararlı ve doğru bir etki-tepki dönüşümünü harekete geçiririz. TAC-TEPE chakradan girerek, omurgadan her bireysel chakraya akan bir güç daha vardır ki, saf “MUTLAK” varlığın, Bütün’ün görülemeyen enerjisidir. Bu enerji insanın, İLAHİ VARLIĞI; ortaya çıkmamış ve her yerde, her şeyde bulunan temeli olarak görmesini sağlar. Bu enerji özellikle chakralardaki tıkanıklıkları açar. ”Evrensel Görevi” üstlenen cahil insanın cehaletini çözerek, İlahi odağa doğru değişimini ve gelişimini sağlar.

Chakralar ayrıca, çevreden kendi frekanslarına uygun titreşimleride alırlar.Enerji titreşimlerinin düzlem aralıkları içinde bir anten gibi bizi çevreyle, doğayla ve evrenle bağlantı haline sokarlar. Chakralar madde dünyasını aşarak,enerji titreşimlerini ve bilgilerini alırlar. Onlar, sübtil enerjilerin sınırsız dünyasıyla bizi birleştiren “KAPILARDIR”. Şakralar makro alemede geçiş kapılarıdır. İç gözle oluşturulan bir ışık helezonla kullanılan renkteki chakranın ait olduğu frekans düzlemdeki boyutla irtibat kurulur.

Chakralar, çevremize doğrudan enerji yayarlar, çevredeki enerji atmosferini etkiler, değiştirirler. Bilinç yada bilinçaltı mesajlarla birlikte iyileştirici şifa titreşimleri de gönderebilen chakralar, insanları ve koşulları hem olumlu, hem de olumsuz yönde etkilerler.

Islam Sufizminde Lataife-e-Sitta ( 6 latifliğin) in beş duyu ve beş duyu ötesi  algılama ile ilgili oldukları söylenir ve bunların aktive edilmesi sonucunda bir kişinin ruhsal gelişimi tamamlanır.

Şakraların pozisyonları ve fonksiyonları ile endokrin sistemindeki çeştili organlar birbirleri ile ilişkilidirler.

1.Epifiz 2.Hipofiz 3.Tiroid 4.Timus 5.Böbreküstü bezleri 6.Pankreas 7.Üreme Organları (Erkekte Testis, kadında  Yumurtalıklar)

Tepe şakrasına şuurun şakrası da denir.  Bu, diğer şakraları kontrol eden ana şakradır.  Yaptığı iş ise pituitary gland (epifize  benzer).  Buradan endokrin sistemini kontrol eden hormonlar salgılanır ve hipotalamus vasıtasıyla merkezi sinir sistemine bağlanır.  Talamusun şuurun fiziksel tabanı ile ilgili bir rolü vardır.

Alın Şakrası/ üçüncü göz ise pineal gland le (hipofizle ) ilişkilidir.  Bu zaman şakrasıdır ve ışığın farkında olmakla ilgilidir.   Pineal gland (hipofiz bezi) ışığa duyarlıdır ve melatonin hormonunu salgılar ve uyumak veya uyanmak ile ilgili içgüdüleri düzenler.  Ayrıca, çok çok eser miktarda pyschodelic (duyguları aşırı derecede uyaran) bir kimyasal olan dimetiltriptamin salgılar.

Vishudda denilen boğaz şakrası İletişim  ve gelişme ile ilgilidir. Sözü edilen gelişme kendini ifade etme tarzıdır.  Bu şakra tiroid bezine paraleldir.  Tiroid bezi ise gene boğazda bulunur ve tiroid hormonu üretir. Bu da gelişme ve olgunlaşmadan sorumludur.

Kalp şakrası sevgi, aşk, denge ve iyi hissedişle ilgilidir.  Göğüste bulunan timus la ilişkilendirilir.  Bu organ hem bağışıklık sisteminin hemde endokrin sisteminin bir parçasıdır.  Hastalıklarla savaşan T hücrelerini üretir ve stress ten olumsuz bir şekilde etkilenir.

Solar plexus şakrası  veya üçüncü şakra, asimilasyon ve sindirim ile ilgilidir. Pankreas ile dış adrenal bezler ve adrenal korteks ile ilişkilidir.  Bunlar sindirimde çok önemli rol oynarlar ve yiyeceklerin beden için gerekli enerjiye dönüştürülmesini sağlarlar.

Sakral şakra yani ikinci şakra göbeğin 3-5 cm altında veya dalaktan sol tarafa doğru uzanmış şekilde  bulunur. Duygular, cinsellik ve yaratıcılıkla ilgilidir.  Bu şakra erkekte testis kadınlarda ise yumurtalıklarla ilişkilidir. Bu organlar üreme ile ilgili çeşitli seks hormonlarını salgılar ve insan duygularında çok önemli değişiklikler meydana getirirler.

Kök şakrası güvenlik, yaşamı devam ettirme ve kişinin en temel potansiyeline işaret eder.  Yaşam enerjisi olan kundalinin burada bir sarmal şeklinde bulunduğu söylenir.  Buradan açılarak kişiyi tepe şakrasındaki en yüksek ruhani potansiyeline getirmek üzere hazır bekler.  Bu merkez genital bölgeler ve anus arasında yer alır. Her ne kadar burada herhangi bir endokrin bezi olmasada bu şakranın daha içerdeki adrenal bezler ve adrenal medulla ile ilişkili olduğu söylenir. Adrenal medulla kişinin yaşamı tehdit altında olduğunda savaş veya kaç reaksiyonu vermesinden sorumludur. Sperm hücresi ve yumurta arasında bir parallellik kurulur ve burada genetik kod sarmal halinde bulunur. Bu genetik kod kendini tam gelişmiş bir insan olarak ifade etmeye hazır kundalini-yaşam enerjisi ile birlikte bulunur.

Şakraların en önemli özelliği ve bulunma seviyeleri ruhtadır.  Ancak, genel olarak şakraların poziyonları ve fonksiyonları ile ilgili olarak endokrin sistemindeki bezlerle ilişki kurulmuştur. Buna ek olarak omurilik boyunca yer alan sinir yumakları ile de ilişkilendirilmişlerdir. Şakraların fizik bedende endokrin bezleri olarak açığa çıkışları psikolojik ve spiritüel deneyimler şeklinde olmuştur.

Gerçekten  endokrin bezleri tarafından salgılanan bu  hormonların insan psikolojisi üzerinde çok önemli etkileri vardır ve bunların herhangi birinde oluşan bir dengesizlik kişide psikolojik veya fizyolojik bir dengesizlik yaratır.

Bu bezlerin en önemli ve etkili salgısı saykodelik bir madde olan (psychodelic drug) DMT dir ve pineal gland tarafından sentezlenir karşılığıda tam alın şakrasıdır. Bu salgının etkinliği ile spiritüel  deneyimler yaşanır.

ŞAKRALAR VE RENK FREKANSLARI

KIRMIZI

Kök Şakra
Omuriliğin en altında yer alır.  Bütün yaradılışın bilgisini taşıyan ilk sekiz hücre burada yer alır ve sadece bu hücreler bütün yaşamımız boyunca değişmeden kalırlar. Bizim fiziki dünyada kök salmamızı sağlar.

İLGİLİ OLDUĞU ORGANLAR : Bu chakra kuyruk sokumunda,omurganın alt ucunda yer alır. Dolaşım ve üreme sistemlerine bağlıdır. Böbreküstü bezleri ile ilgilidir. Böbreküstü bezleri, bedenin sıvılarının kimyasını kontrol ederler. Bedendeki ilgili olduğu bölgeler..; omurga, kemikler, dişler, tırnaklar, omurga, makat, düz ve kalın bağırsaklar, prostat bezi,kan ve hücre papımıdır. Ayrıca, böbreküstü bezleri aracılığı ile bedenin ısı dengesinde de rol oynar. Dünyasal maddi varlığı ve fiziksel yaşam fonksiyonlarını belirler. Temel “Hayat Gücü” nün merkezidir.

Üçüncü boyuta, yani dünya katına giriş yapan sübtil enerjiler için temas noktasıdır. Kozmik düzeyde ortak bilincin kayıtlı bilgisinin oluştuğu alan, mekandır.

Evrensel kozmik düzeyde,hayatı sürdürmeye yönelik enerjilerimizi denetleyen bilinç düzeylerine bağlı bir merkezdir. Gereğince uyarılması ve aktive edilmesi ile genetiksel ve Kozmik bilinç aktarımlarının ve yetilerinin açığa çıkması sonucunu verir. Psikolojik-ruhsal düzeyde ise korku ve kaygıların bitmesini sağlar.

Bu chakrada ki fonksiyon bozuklukları duygusal ve zihinsel olumsuzluklar da oluşturur. Yoğun enerji etkisinde kalarak aşırı faaliyet göstermesi, fiziksel saldırganlığa, akılsız-mantıksız bir cesarete, sınır tanımaz duygusal coşkunluklara neden olur. Hayatı umursamama, takıntı düzeyinde cinsel istek, fonksiyonu bozulan bir kök chakranın aşırı faaliyet verisidir.

Yetersiz faaliyet gösteren kök chakra, kişide, fiziksel ve psikolojik olumsuzluklar da yaratır. Kişi, tutku, hırs düzeyinde bir yönetme ve hükmetme dürtüsüne sahip olur. Sosyal alanda ve ilişkilerde ise ekonomik düzeyde aşırı tutumluluk, hep onaylanma bekleyişi ve hayata karşı sürekli temkinli yaklaşım davranışları bu enerji merkezinin düzenli çalışmadığını gösterir. Fiziksel düzeyde ise, sürekli bir yorgunluk hali, dinlenememiş bir beden sonucunu verir. Bu tür durumda kişiler, tepkici, saldırgan, kaba davranış biçimlerine sahiptirler.

Kök chakranın zayıf faaliyet göstermesi durumunda kullanılabilecek renk “Kırmızı” dır. Bunun tersi bir durumda, yani aşırı faaliyet durumunda, önce yeşil renk, ardından kısa bir süre ve etkisini azaltarak kırmızı rengin kullanımı faydalı olacaktır…

Kırmızı rengin enerjisi canlandırıcıdır, aktive edicidir. Taşıdığı özelliklerle yalnız Kök chakrayı değil aynı zamanda, alt bülümlerdeki chakraları da harekete geçirir. Kırmızı, sahip olduğu yoğun enerji sebebiyle, fiziksel unsurları ve fonksiyonlarını uyararak, daha etkin bir biçimde faaliyete sokar. Bu renk, üşütmelerde, dolaşım bozukluklarında, tükürük bezi rahatsızlıkların tedavi amacı ile kullanılabilir. Vücut sıcaklığını arttırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için uygun bir renktir. İntikam, kin, nefret, mantıksız aşırı cesaret, aşk ve seks duygularını da harekete geçirip aktive ettiği için çok dikkatli ve bilinçli kullanılmalıdır. Aşırı doz uygulanması durumunda, duygusal düzensizliklere, depresyonlara yol açar. Yüksek tansiyon durumunda bu rengin yoğun olarak o bütünlükte olduğu unutulmamalıdır.

Ağaç, insan sağlığını ve dengesini ifade eden bir semboldür. Sürekli büyüyenve değişime uğrayan herşey “Ağaç” la temsil edilir. Ağaçlar başka boyutlardaki alemlerle dünyamız arasında kurulu köprü gibidirler. Bir ağacın sağlamlığı nasıl ki, hem köklerine, hem de gövdesine bağlı ise, insan da bir ağaç misali gibidir. Bununla birlikte, ruhsal dünyamızın ve görünmez enerji alanlarımızın dengesi, sağlığımızın çok önemli bir bölümünü teşkil eder. Sağlıklı  ve verimli bir ağacın elde edilmesi için yapılması gerekenlerin aynısı bir insan içinde geçerlidir. Ruhsal, zihinsel ve duygusal enerjilerini dengelememiş bir kişi her türlü hastalığa açık demektir. Bu nedenle, ruhsal ve fiziksel açıdan sahip olduğumuz tüm enerjileri kontrol altında tutabilmemiz gerekir. Bilinç altımızın farklı kademeleri, vücudumuzun değişik bölgelerine hükmederler.

TURUNCU

Göbeğin hemen altında yer alır ve bizim cinsel ve üreme kapasitemizle ilgilidir. Bu şakranın blokajı duygusal sorunlar ve cinsel suçluluk olarak açığa çıkar.

İLGİLİ OLDUĞU ORGANLAR : Dalak chakrasının rengi turuncudur.Sakral chakra olarakta anılır. Yeri, cinsel organların civarı, göbek deliğinin üç parmak kadar altıdır. Fonksiyonel açıdan bağlantılı olduğu yerler, böbreküstü bezleridir. Dalak, safra kesesi, pankreas ve böbreklerle birlikte üreme ve kas sistemi bu enerji merkezinin etkisi altındadır. Cinsel ve yaratıcı enerjiyi kontrol eder. Bedendeki ilgili olduğu bölgeler, leğen kuşağı kemikleri, üreme organları, böbrekler, mesane, kan, lenf, mide suyu ve sperm’dir. Dalak chakrası, vücuttaki zehirli maddelerin atılmasında ve sistemin arındırılmasındaki temel görevi üstlenmiştir.

Bu chakranın ruhsal dünyamız üzerindeki etkileri daha çok duygusal açıdandır. Duygusallık, çeşitli ihtiraslar, cinsel istekler ve heyecanlar bu chakranın düzenli çalışması sonucunda ortaya çıkarlar. Kişilik fonksiyonu ve yaratıcılık bilinci de dalak chakrasının faaliyetleri ile ilgilidir. Doğru renklerle uyarılması halinde, dalak chakrası ile ruhsal temaslar kurmak mümkündür. Genellikle, değişik boyutsal enerji formların ilk etki alanlarındandır,bu yönden dikkat edilmesi ve korunması gereken bir bölgedir.

İlgili olduğu unsur SU dur. Bu chakra tüm biyolojik yaşamın kaynağı sayılan “SU” ile tanımlanır. Astrolojik düzlemde, duygusal kürededir. Bu chakranın gereğinden fazla faaliyet göstermesi durumunda, kişide bencillik, yönetme ve hükmetme eğilimleri göze çarpar. Kendini beğenmişlik ve aşırı gurur da aşırı faaliyet sonucudur. Dalak chakrasının aşırı faaliyetinde kullanılması gereken renk “mavi ve hemen ardından turuncudur”.

Yetersiz faaliyet görülen durumlarda, içe kapanıklık, duyguların açıkca ifade edilememesi ve davranışlarını çevre ve toplum isteklerine göre ayarlama gibi haller görülür. Böylesi bir durumda ise kullanılması gereken renk “turuncu” dur.

Turuncu en belirgin şekilde dalak chakra merkezini etkisi altına almıştır. Bu renk, neşenin ve bilgeliğin rengidir. Sosyal alan faaliyetleri bu renk ile aktive olur. Bu rengin vücuttaki en etkin olduğu alan, adale-kas sistemimizdir. Aşırı kullanımı sinir sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle,yeşil ve mavinin tonları ile birlikte kullanmak gerekir. Turuncu renk enerjisini, dalak, pankreas, mide, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarının tümünde kullanabiliriz. Depresyon, duygusal dengesizlik halleri ve sindirim sistemi rahatsızlıklarında da etkindir.

SARI

Solar Plexus

Solar plexus Duyguların yerleştiği yer. Bize dünya da kişisel bir güç verir. Bloke olduğunda kızgınlık veya kendini kurban gibi hissetmek duygusu verir.

Güneş sinirağı chakrası, göbek bölgesi ile göğüs kafesi arasında yer alır. İlgili olduğu unsur “ATEŞ” tir. Fiziksel ve eterik dünyayla bağları oluşturur. Duygusal enerjinin dışa akıtıldığı bir kapıdır. Rengi “sarı” dır. Göbek bölgesindeki sinirağı sistemi ile bağlantılı olan bu enerji merkezi, mide, karaciğer, safra kesesi, böbrek üstü bezleri ve sindirim sistemi ile ilgilidir. Vücuda giren besinin hazmedilmesinde de rol oynar. Yağ ve Protein metobolizmasında önemli rol oynar. Kan şekeri düzeyinde ve karbonhidratların metobolizmasındada etkindir. Beynin sol tarafı ile bağlantılıdır. Felç çeşitleri, ülser, bağırsak sorunları ve psiko-somatik sorunlara bu chakra aracılığı ile müdahale edilebilir. Fizik bedeni canlandırarak aktive eden güneş ışınımları bu chakra tarafından alınır. Güç merkezidir.

Bu chakranın doğru kullanımı ile başkalarının iç dünyasını ve duygularını anlayabilme yeteneği gelişir. Güneş sinirağı chakrası psişik etkilerin toplandığı bir merkezdir. Dengeli bir biçimde bazı enerjilerle etkilenmesi sonucunda, örtülü, gizli yeteneklerin ortaya çıkışı ve doğa ile bir bütünlük hissedilmesi sağlanır.

Güneş sinirağı chakrasının aşırı çalışması sonucunda, davranış bozuklukları görülür. Karakter yapısı değişerek, kişi, hiçbirşeyi beğenmez hale gelir. Her konuya eleştirel açıdan yaklaşır ve kafasında kurduklarını yanlış da olsa büyük bir inatla savunur. Düşündüklerini kolay kolay açığa vurmayan, içten pazarlıklı yapılanmalar oluşur. Aşırı faaliyetin tedavisi için, düşük miktarda sarı ile eflatun ve mor kullanılır.

Bu chakranın yetersiz çalışması, bireyin kendisine zarar verici özelliklerin ortaya çıkmasına neden olur. Kişi kendini toplumdan soyutlanmış ve içine kapanmış olarak bulur. Duygularını paylaşamamasına ve hep içine atmasına neden olur. Bu kişiler, yeniliklere kapalı ve psiko-somatik sorunları olan kişilerdir. Yetersiz faaliyetin tedavisi için gerekli olan renk “sarı” dır.

Sarı rengin en etkin olduğu bölge,güneş sinirağı enerji merkezidir. Bu rengin enerjisi, kişinin zihinsel faaliyetlerini her yönüyle harekete geçirir. Moral çöküntülerini ortadan kaldırdığı gibi, kişiye yeni bir yaşama gücü ve sevinci aşılar. Sarı rengin enrjisi ile,iyimserlik ve kendine güven duyguları artar. Sindirim, mide, bağırsak ve mesane rahatsızlıkları bu renk ile etkin bir şekilde tedavi edilebilir. Sarı renk ve altın sarısı tonları, hem hayati vücut fonksiyonları, hem de zihin üzerinde olumlu etkiler yaratır.

Limon sarısı renk, beyin faaliyetlerini canlandırıcı ve hızlandırıcı bir özellik taşır. Karışımında bulunan bir miktar yeşil, vücudu toksinlerden arındırıcı bir etki oluşturmasını sağlar. Bu rengin enerjisi, dokuların ve kemiklerin sağlıklı gelişiminide sağlar.

Altın sarısı, vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirir. Vücut fonksiyonları arasındaki dengeyi ve devamlılığı sağlar.

YEŞİL

Kalp şakrası, bloke olduğu takdirde bağışıklık sistemi veya kalp sorunları veyahut da şefkat eksikliği ortaya çıkar.

Kalp chakrası diğer chakralara aracılık eden ve dengeleyici olan bir niteliğe sahiptir. Kalp merkezi chakradır. Yeşil, pembe ve parlak altın renklerindedir. Hayat suyunun aktığı “Nehirler Vadisi” dir. Yaradan’ın İlahi Sevgisi buradan, insan gönlünden geçerek dış dünyaya akar. Üç düşük fizik ve duygu merkezi ile üç yüksek zihinsel ve ruhsal merkezleri birleştirir. Birleşme ve bütünlüğü oluşturur. Bu chakranın unsuru “HAVA” dır. Duyusu ise “Dokunma” dır. Chakranın amacı, “SEVGİ” yoluyla tam “BİR” liğe ulaştırmadır. Bu chakranın herhangi bir sebeple dengesini yitirmesi, diğer tüm chakralar üzerinde de aynı etkiyi gösterir. Bu enerji merkezi daha çok iç dünyaya bağlıdır. Doğru renklerle etkilenmesi halinde, kişinin doğada gizli duran bir takım güçleri görmesini ve onlardan yararlanmasını sağlar. Ayrıca, kalp chakrasının sağlıklı çalışması sonucunda, diğer insanların huylarını ve duygularını doğru bir biçimde bilme yeteneği elde edilir.

Kalp chakrası yoğun olarak timüs bezi ve bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir. Akciğer faaliyetleri ile birlikte,dolaşım sistemi ve kalp dengesi de bu enerji merkezinin etkisindedir. Kalp chakrası, sindirim sistemi ile ilgili enerjilerin dağılımı ile ilgilidir. Bu enerji merkezi,vücudun çocuk hastalıklarına karşı bağışıklık kazanmasını kolaylaştırır. Doku yenilenmesi işlemide bu merkezin düzenli çalışmasına bağlıdır. İlgili olduğu beden bölgeleri, kalp, sırtın yukarısı, göğüs, göğüs boşluğu, ciğerlerin alt bölgesi, kan ve dolaşım sistemi ve deridir.

Kalp chakrasının gereğinden fazla faaliyet göstermesi durumunda, sebebsiz kızgınlık, kıskançlık, cimrilik, aşırı kendine güven ve başkalarının hakkını umursamama gibi haller oluşur. Bu merkezin aşırı çalışması halinde, pembe veya yumuşak kırmızı ile birlikte yeşil renk te uygulanmalıdır.

Yetersiz faaliyet durumlarında, biraz önce bahsedilenlerin tam zıddı bir durum ortaya çıkar.Kişi hiçbir zaman kendinden emin olamaz. Bu tip insanlar daima kendilerinden şüphe eder haldedirler ve toplum ile çevre tarafından sevilmediklerini zannederler. Böylesi bir durumda “yeşil” renk uygulanmalıdır.

Yeşil, dünya üzerinde en çok bulunan renklerden biridir. Sakinleştirici bir özellik taşıdığı için, enerjimizi dengeler ve şefkat duygularımızı arttırır. Sahip olduğu özelliklerden dolayı, sinir sistemini dengeleyici ve ateş düşürücü etkiler gösterir. Maviye yakın olan açık yeşil bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır. Dostluk, ümit, inanç ve barış duygularını geliştirir. Yeşilin en etkili olduğu bölge, kalp enerji merkezidir. Bu özelliği ile kalp rahatsızlıklarında, yüksek tansiyonda, başağrısı ve bitkinlik hallerinde tedavi amaçlı kullanılabilir. Gözden kaçırılmaması gereken bir olgu ise, kanser ve tümör gibi rahatsızlıkları iyileştirmek amacı ile asla kullanılmamalıdır. Çünkü bu renk her türlü büyüme ve ilerlemeyi hızlandırır.

MAVİ

Boğaz şakrası yaratıcılık ve iletişimle ilgilidir.  Duygularınızı uygun bir şekilde ifade edemediğiniz zaman baskı hisseder.

Gırtlak chakrası olarakta bilinir. Boynun arka tarafında,omurilik soğanının hemen altından başlayıp aşağıya doğru devam ederek önde gırtlak çıkıntısının altına kadar devam eder. Tiroit bezi ile ilgilidir. Rengi mavi ile ifade edilir. Fiziksel dışavurumu ve metobolizma hızını kontrol ederek beden dengesini korur. Soluk borusunun her iki tarafında yer alır. Boğazdan dışa doğru açılan bu chakra merkezi beşinci chakra olmak ile birlikte bağlantılı olduğu boyunu arka kısmındaki küçük merkez sekizinci chakra olarak ta ele alınabilir. Bu chakra düşük chakralarla Tac chakra arasında  önemli bağlantılar kurar. Düşünceler-Duygular, Dürtüler-Tepkiler arasında köprü vazifesi görür. İlgili olduğu unsur “ESİR” dir. Toprak-Su-Ateş ve Hava’yı oluşturan temel yapıdır. Tüm oluş düzeylerindeki bilginin ileticisi ve aracısıdır, yani “KELAM”  dır. Burada tüm oluş düzeylerindeki mükemmelliğin bireysel ifadesi vardır. Zamanın başlangıcından bu yana var olan kayıt burayla da bağlantılıdır. Bu merkez, zihinsel katlardan kişiye doğru yayınlanan telapatik mesajları alır.

İlgili olduğu beden bölgeleri, Boyun, boğaz, çene, kulaklar, ses, soluk borusu, bronşlar, ciğerlerin üstü, yemek borusu ve kollardır. Bu chakranın ilgili olduğu Tiroit bezi,iskeletin ve iç organların gelişimini,bedensel ve ruhsal gelişim arasındaki dengeyi, metobolizma aracılığı ile yiyeceğin enerjiye dönüşüm hızını, iyot metobolizmasını, kandaki ve hücrelerdeki kalsiyum dengesini kontrol eder. Kişinin ve kimliğin ifade merkezidir aynı zamanda. Kendini ifadedeki güçlükler bu chakradaki denge bozulmalarının ilk verileridir. Özellikle, bilinmeyene yönelik endişe yada korku duyguları tiroit bezinde dengesizliğe neden olur. Bu da söz konusu chakrada uyumsuzluğa yol açarak telapatik iletişimi engeller.

Tiroit bezindeki bir çok rahatsızlıklar öfke ve içerlemeden kaynaklanırlar.Bu duygular kanda,asidik kristallerin birikmesine neden olarak ruhsal ve zihinsel yapıda rahatsızlıklar oluşturduğu gibi,fizik yapıda da mafsal-eklem rahatsızlıklarına yol açar.Bu gibi durumlarda,hastanın tüm enerji alanı yeniden şarz edildikten sonra chakral tedavi yapılmalıdır.Güç eli,sorunlu olan tiroidin gerilim-direnç bölgesine konulup,diğer elde boyun arkasındaki chakraya konularak gerekli şifa enerjisi verilerek tedavi sağlanır.

LACİVERT

Üçüncü Göz Şakrası: Pineal bezi (epifiz)Yukarıya bakma yeteneği olan fiziki bir gözdür.

Alın chakrası veya Üçüncü göz olarakta tanınır. İki kaşın arasında hafifçe yukarıdadır. Koyu mavi-lacivert arası bir rengi vardır. Hipofiz bezi ile bağlantılıdır. Bu bez, büyümeyi ve metobolizmayı düzenleyen salgılar üretir. Yüksek zihinsel güçlerin, hafızanın ve iradenin merkezidir. Fizik yapıda ise,merkezi sinir sistemini yöneten merkezdir. Fizik gerçekliğin ötesindeki tüm yaratılış düzeylerine bu merkezden ulaşmak mümkündür. Duyma, hissetme ve bazende görüntü olarak algılama yapar. Varoluşun bilinçli algılanışı buradan yapılır.

Bedenle ilgili olduğu bölgeler, yüz, gözler, kulaklar, burun, sinüsler, beyincik ve merkezi sinir sistemidir. İlgili olduğu Hipofiz bezi, diğer bezlerin uyumlu etkileşimlerini sağlar.

MOR

Taç Şakra : Daha üst boyutlardan gelen mesajlarla birleştirir ve başın üzerinde bir baskı şeklinde hissedilebilir.

Tepe veya TAC chakra. Titreşimsel düzeyi faal haldeyken diğer tüm chakralardan daha yüksektir. Beyaz ve Menekşe rengi ile birlikte bünyesinde birçok rengi taşır. Epifiz salgı bezi ile bağlantılıdır. Kozmik alemdeki yüksek enerjilere kanallık vazifesi görür. Ruhsal enerjilerin alıcısıdır ve fiziksel rahatsızlıklarda dönüştürücü ve tedavi edici enerjileri toplar. Bedenle ilgili olduğu bölge asıl beyindir. Epifiz bezi tüm organizmayı etkiler

ŞAKRALAR VE  SES

Şakra renk frekansları aynı zamanda müzik skalasını da takip eder ve müzik notaları ile  ilişkilidir.

No

Chakra

Nota

Renk

7

TAÇ

Violet (Menekşe)

6

ÜÇÜNCÜ GÖZ

LA

Indigo (Çivit Mavisi)

5

BOĞAZ

SOL

Blue (Mavi)

4

KALP

FA

Green (Yeşil)

3

SOLAR

Yellow (Sarı)

2

SAKRAL

RE

Orange (Turuncu)

1

KÖK

DO

Red (Kırmızı)

ilişkilidir.

Dünya, yaşayan bir organizma olduğu için onun da şakra merkezleri vardır.  Bunlar kutsal geometriye dayanan belli başlı  meridyenler le bağlantı kurarlar.

Bizim şakralarımızda dünyanın meridyen sistemi ile bağlantılıdır.

BEYİNDEKİ ŞAKRA NOKTALARI

YORUM ALANI